Connect with us

Vaka İncelemesi:Adalet Divanı’nın Huawei / ZTE Kararı

Bu makale yazarlarımızdan Av. İpek Kılören tarafından çevrilmiştir. Makale, Oxford Academic yayını olan Journal of European Competition Law&Practice dergisinde yayınlanan önemli bir vaka incelemesini kapsamaktadır. Rekabet Hukuku alanında vaka incelemesini içeren bu makalenin çevrilmesi Türkçe literatüre katkı yapmayı amaçlamaktadır.
Yazar: Nicholas Banasevic
Çevirmen: Av. İpek Kılören

Çağdaş rekabet hukuku alanındaki çok az sorun, standart temel patentler (SEP’ler) ile ilgili olanlar kadar ilgi ve hatta tutku uyandırmaktadır. Bunun nedeni kısmen söz konusu önemli ticari menfaatlerin yanı sıra, rekabet hukuku ile fikri mülkiyet hukuku arasındaki etkileşimin merkezinde ve SEP’lere dayalı tedbir kararları söz konusu olduğunda mahkemelere erişim ve temel haklardır.

Bu çerçevede, 16 Temmuz 2015’te Adalet Divanı, Huawei ile ZTE arasındaki bir anlaşmazlığa ilişkin Landgericht Düsseldorf’un ön referansını takiben dönüm noktası niteliğinde bir karar verdi. Esas mesele, bir SEP’e dayalı bir tedbir talebinin ne zaman ve eğer öyleyse, hâkim durumun kötüye kullanılması olup olmayacağıydı. Karar, bu konuyla ilgili olarak Nisan 2014’te Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen iki Kararı takip ediyor; biri bir yasaklama Kararı (Motorola) ve diğeri yasal olarak bağlayıcı taahhütlerin kabul edildiği (Samsung).

Yargı oldukça önemlidir. Komisyonun, belirli durumlarda, esasen Adil, Makul ve Ayrımcı Olmayan (FRAND) şartlara ilişkin bir lisans almaya istekli bir lisans sahibi olması durumunda, bir SEP’ye dayalı bir ihtiyati tedbir arayışının hâkim durumun pozisyon (hakimiyet olduğu varsayılarak, kararın kendisinin dikkate almadığı bir konu) kötüye kullanılması olduğuna dair Komisyon’un genel yaklaşımını teyit etmektedir.

Bazı çevrelerde, SEP’lere dayanan ihtiyati tedbirlerin fiilen her koşulda (esasen bunun can sıkıcı bir dava anlamına geldiği durumlar hariç), fikri mülkiyet haklarının meşru bir şekilde kullanılması olduğu, çoğu zaman biraz şiddetle, tartışılmıştır. Bu argümana göre, ihtiyati tedbir alma hakkının kısıtlanması, Temel Haklar Şartı’na göre temel bir hak olan mahkemeye erişim hakkının meşru olmayan bir sınırlamasıdır. Karar gerçekten bu hakkın temel niteliğini kabul ederken, aynı zamanda, Komisyon’un iki Kararında yaptığı gibi, hakkın sınırsız olmadığını ileri sürmektedir. Bu bağlamda, SEP’lerin diğer patentlerden farklı olduğu ve dolayısıyla SEP’lerin kullanılmasının ne zaman kötüye kullanılabileceğinin dikkate alınmasının, dava hattı tedarikinin reddedilmesinden (Volvo, Magill, IMS Health) ayırt edilmesi gerektiği kritik noktayı vurgulamaktadır. Bunun nedeni, ilk olarak ‘söz konusu patent, bir standardizasyon kuruluşu tarafından oluşturulan bir standart için esas teşkil etmektedir’ ve ikinci olarak, çünkü ‘söz konusu patent, söz konusu standardizasyon kuruluşuna verilen, FRAND şartlarına göre lisans vermeye hazır olduğu için yalnızca sahibinin geri alınamaz taahhüdü karşılığında SEP statüsü almıştır’.

Bu nedenle karar, SEP sahibinin standardizasyon kuruluşuna verdiği FRAND şartlarına göre lisans verme taahhüdünün temel niteliğini kabul etmektedir – Mahkeme’nin ana hatlarıyla belirtildiği gibi, bu esasen patentin ilgili olduğu teknoloji için bir bedeldir. Bu nedenle Mahkeme pratikte, bu FRAND taahhüdünün dayandığı rekabet bağlamını kabul eder. Bu, bir standardizasyon anlaşmasının, genellikle bir araya gelen ve rakip teknolojileri hariç tutarak bir teknolojiyi seçmeyi kabul eden rakipleri içermesi gerçeğiyle ilgilidir. Bu, normalde bir rekabet otoritesi tarafından hoş karşılanmayacak bir şeydir, ancak standardizasyonun faydaları ışığında, belirli koşullara tabi olarak kabul edilir, bunlardan biri FRAND şartlarına göre lisans verme taahhüdüdür. Bu taahhüt, patent sahibi için makul bir ücrete tabi olarak standarda erişimi sağlamak için tasarlanmıştır, ancak patent sahibinin, standarttan yoksun kalmayacağı standarttan kaynaklanan bir hakimiyet pozisyonundan yararlanamayacağı şekilde (örneğin, haksız yere yüksek fiyatlar talep ederek veya diğer makul olmayan Lisans koşullarını çıkararak).

Bu nedenle karar, gerçekten de bir lisans sahibi FRAND şartlarına göre bir lisansı sonuçlandırmaya istekli olduğunda, SEP’ye dayalı bir ihtiyati tedbir talebinin masanın dışında olması gereken bir silah olduğunu teyit etmektedir. Bu sadece doğaldır, çünkü SEP sahibi, teknolojisinin standardın bir parçası haline gelmesi için, söz konusu fikri mülkiyet hakkını kullanma şeklini sınırlamayı açıkça ve gönüllü olarak seçmiştir. —Yani, dışlamak için kullanmak yerine, makul bir ücret karşılığında ona erişim vermeyi seçmiştir. Bu nedenle, SEP sahibinin, istekli bir lisans sahibinden gerekçesiz hükümler veya telif hakkı almak için ihtiyati tedbirleri kullanamaması gerektiği izlenmelidir (bu bağlamda, bir ihtiyati tedbir arayışı, bu da kendi başına bir arayış aracıdır; bir ürünün piyasadan dışlanması, aslında bir ‘sömürü’ aracıdır). Bu bakımdan Mahkeme, FRAND şartlarına göre lisans verme taahhüdünün üçüncü şahıslar açısından meşru beklentiler yarattığını teyit etmektedir.

Karar ayrıca, lisans sahibinin FRAND şartlarına göre bir lisans vermeye istekli olması, herhangi bir FRAND teklifine özenle cevap vermesi ve nihayetinde ödemekten kaçınmak amacıyla erteleme taktiklerine katılamaması anlamında tek yönlü bir yol olmadığını açıkça ortaya koymaktadır-Eğer durum buysa, Komisyonun da kabul ettiği gibi SEP tabanlı bir ihtiyati tedbir uygun olacaktır. Bu nedenle, karar, ihtiyati tedbirlere yönelik kötü niyetli başvuruların önlenmesini, İcatları için hak kazandıkları makul bir ücret almak için SEP sahiplerinin meşru çıkarları ile dengeleme ihtiyacının keskin bir farkındalığını göstermektedir. Karar ayrıca, hem SEP sahipleri hem de potansiyel lisans sahipleri için SEP ile ilgili müzakerelerde bulunmaları için uygun adımlar konusunda değerli rehberlik sağlar ve SEP’in özüne, geçerliliğine veya fiili kullanımına itiraz etmek istiyorsa lisans sahibine karşı tutulamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Esasen, FRAND şartlarına göre lisans taahhüdünün verilmesinden sonra Sep’e dayalı ihtiyati tedbirlerin kullanımına hemen hemen her koşulda izin verilmesi gerektiği argümanları, standardizasyonun gerçekleştiği rekabet bağlamını inkar etmeyi veya hariç tutmayı ve sorunları yalnızca patent hukuku çerçevesinde çerçevelemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, mahkemenin kararı rekabet bağlamının doğrulanması anlamına gelir ve bu nedenle standardizasyon ve rekabet ile ilgili diğer konular için daha geniş etkileri olması muhtemeldir.

Emtiaborsasi.com, web sitesinde yer alan her türlü bilgi, veri ve haberin doğruluğunu ve yeterli olduğunu garanti etmemektedir. Eksik bilgi, güncelleme ve herhangi hatalı bilgi de ortaya çıkabilecek zararlardan sorumluluk kabul etmemektedir. Sitedeki bilgiler hiçbir şekil ve surette ön ihtar ve/veya ön ihbara gerek kalmaksızın değiştirebilir ya da yayından kaldırabilir. Emtia piyasaları hakkında genel bir bilgi vermek amacıyla hazırlanan bu sitedeki veri ve bilgiler hiçbir şekilde emtiaborsasi.com’un herhangi bir taahhüdünü kapsamamakla beraber tüzel/gerçek kişiler tarafından alınacak karar ve riskler bu kişilere ait olacaktır. Emtiaborsasi.com’da yer alan analizlerin hiçbir surette yeterliliği ve doğruluğu garanti edilmemektedir. Sitemiz oluşabilecek zarardan da sorumlu olmamakla beraber oluşabilecek herhangi bir zarar talep edilemez. Emtiaborsasi.com’da yer alan yazılar asla yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Sadece piyasalara ilişkin genel bir bilgi ve yorum içerir. Sitedeki yazıları izin almadan kullanmak, saklamak, kopyasını üretmek, görüntülemek, düzenlemek veya dağıtmak yasaktır.